Basit ve çokta gösterişli olmayan bir fotoğraf makinesi etrafında gelişen ve birkaç basit kuralı olan “Lomography“ en garip alt kültürlerden biri olarak gözümüze batmakta son zamanlarda.
Hatta bu küçük makine için BBC'nin çektiği ve çok doyurucu bir belgesel bile mevcut.
Olay aslında 1980'lerin ortasında Avusturya'lı 3 genç üniversite öğrencisinin Prag seyahatlerini ölümsüzleştirmek için ikinci el bir mağazadan “Lomo Compact Automat” almasıyla başlıyor.
Viyanaya döndüklerinde bu rus malı oyuncak görünümlü makinenin çektiği fotoğrafları görünce gençler bi nebze şaşırır. Sonrası ile tam bir şans ve pazarlama başarısı.
Fotoğrafları gören arkadaşları da Lomo almak ister. O zamanın koşullarında Rusya'dan bu makineleri bulup getirmek çok kolay olamadığından bir hayli uğraşmaları gerekir. Başta yasa dışı yollardan getirdikleri makineler bir dönem idare etse de ilerleyen zamanlarda artan talepler yüzünden st. Petersburg'daki fabrikanın yolunu tutarlar.
Lomo'nun bütün satış hakları için kapanmak üzere olan fabrikaya bir teklif götürürler. Fabrika müdürü olaya sıcak bakmaz. O dönem St. Petersburg valisi olan Putin devreye girer ve Lomo dünyaya açılır.
Lomography'nin günümüzde daha da yaygın bir alt kültür olmamasının sebebi dünyaya makineyi tanıtan ve aynı zamanda Lomographynin kurucusu ve satış haklarını elinde bulunduran bu gençlerin izlediği satış poltikasıdır. Zamanında bütün Rus halkı ucuza fotoğraf makinesi alsın diye üretilen Lomo lar 250 $ dan satışa sunulmakta ve Ruslar da 250 $ verip bu makineyi alanlara kahkahalarla gülmekte...
İşin ekonomik kısmını bir kenara bırakırsak Lomo ile çekilmiş fotoğraflar hemen kendini belli eder. Farklı ışık ve hava ortamlarında farklı sonuçlar verse de (ki bu büyük bi esneklik sağlar) fotoğrafların etrafı siyah bir çerçeve ile kaplıdır, focus ortaya doğrudur ve renkler diğer makinelere göre bir hayli canlıdır.
Hatta bu küçük makine için BBC'nin çektiği ve çok doyurucu bir belgesel bile mevcut.
Olay aslında 1980'lerin ortasında Avusturya'lı 3 genç üniversite öğrencisinin Prag seyahatlerini ölümsüzleştirmek için ikinci el bir mağazadan “Lomo Compact Automat” almasıyla başlıyor.
Viyanaya döndüklerinde bu rus malı oyuncak görünümlü makinenin çektiği fotoğrafları görünce gençler bi nebze şaşırır. Sonrası ile tam bir şans ve pazarlama başarısı.
Fotoğrafları gören arkadaşları da Lomo almak ister. O zamanın koşullarında Rusya'dan bu makineleri bulup getirmek çok kolay olamadığından bir hayli uğraşmaları gerekir. Başta yasa dışı yollardan getirdikleri makineler bir dönem idare etse de ilerleyen zamanlarda artan talepler yüzünden st. Petersburg'daki fabrikanın yolunu tutarlar.
Lomo'nun bütün satış hakları için kapanmak üzere olan fabrikaya bir teklif götürürler. Fabrika müdürü olaya sıcak bakmaz. O dönem St. Petersburg valisi olan Putin devreye girer ve Lomo dünyaya açılır.
Lomography'nin günümüzde daha da yaygın bir alt kültür olmamasının sebebi dünyaya makineyi tanıtan ve aynı zamanda Lomographynin kurucusu ve satış haklarını elinde bulunduran bu gençlerin izlediği satış poltikasıdır. Zamanında bütün Rus halkı ucuza fotoğraf makinesi alsın diye üretilen Lomo lar 250 $ dan satışa sunulmakta ve Ruslar da 250 $ verip bu makineyi alanlara kahkahalarla gülmekte...
İşin ekonomik kısmını bir kenara bırakırsak Lomo ile çekilmiş fotoğraflar hemen kendini belli eder. Farklı ışık ve hava ortamlarında farklı sonuçlar verse de (ki bu büyük bi esneklik sağlar) fotoğrafların etrafı siyah bir çerçeve ile kaplıdır, focus ortaya doğrudur ve renkler diğer makinelere göre bir hayli canlıdır.
Lomography'nin 10 tane altın kuralı var.
1. Kameranızı gittiğiniz her yere götürün. Nerede ne ile karşılacağınızı asla bilemezsiniz.
2. Kameranızı günün her saati kullanın, gündüz ve gece. Çünkü her anın ayrı bir hissi var.
3. Kameranız hayatınızın akışını engellememeli; onun bir parçası olmalı. Tıpkı yemek, içmek, konuşmak, yürümek, düşünmek gibi...
4. Kameranızı farklı açılarda tutun. Deklanşöre basarken, ne çektiğinizi görmek zorunda değilsiniz.
5. Kameranız elinizdeyken, yakınlaşmaktan korkmayın. İçinizde fotoğraf çekme arzusu oluşturan nesne ya da kişiyi mümkün olduğunca yakın markaja alın.
6. Düşünmeyin! Kameranızı alın, dışarı çıkın ve önünüze geleni çekin.
7. Hızlı olun! Saniyenin onda biri bile önemli. Ayarlarla vakit kaybetmeyin.
8. Film üzerine ne kaydettiğinizi önceden bilmek zorunda değilsiniz. Rastlantılara izin verin. Hayatın keyfini çıkartmaya bakın.
9. Sonradan da... “Aaa! O ne? Bunu ne zaman çekmişim? Nerde çekmişim?” Beyninizi bu tür sorularla meşgul etmeyin.
10.Kuralları kafanıza takmayın. 10 Altın Kural’ı unutun. Canınız ne istiyorsa, onu yapın.
Lomography'yi bir sanat değil yaşam biçimi olarak görmek daha sağlıklı bir sonuç olur. Basitliği ile bir şeylerin parçası olmak isteyen insanlara çekici geliyor. Ayrıca “Çalışıyorsa tamamdır” prensibini her yerde ilk kural olarak uygulayan Rusların bu oyuncak görünümlü fotoğraf makinesi bu kadar estetik fotoğraflar çekebilmesi beni de cezbediyor tabi 250 $ lık gıcır olanları değil 25 ytl lik ikinci elleri. Dijital çağda hala ayakta durabilen bu oyuncaklardan hemen bir tane edinmek geliyor insanın içinden.
2-3-4-5-6-7
www.lomography.com
Fotoğraflar
2-3-4-5-6-7
www.lomography.com
Fotoğraflar
















1 yorum:
I truly appreciate it.
Yorum Gönder